
Çok küçük yaşlardaydım, tam tarihi hatırlayabilecek durumda değildim, ama yıl 1989 olmalı.
Küçüktüm, 7 yaşındayım, sokakta hala eli bırakılamayacak kadar küçük.
O zaman Karşıyaka, böyle değil, bu kadar insan, bu kadar karmaşa yok. Kaçacak kadar soğumamışım bu karanlık sokaklardan.
Sadece küçük bir dünyamız var, büyük hayallerimiz de var, ama bunu anlayacak olgunlukta da değilim, sadece bu hayallerin farkındayım.
Karşıyaka Sineması, o zaman sanırım adı “Ses sineması”, hani tiyatro sokağında, bilen bilir. Hayatımdaki ilk sinema salonuyla karşılaşma anım, babam yanımda. İlk defa beni bir sinemaya götürüyor, “Batman”.
38 yaşındayım bugün. Babam vefat edeli 14 yıl geçmiş, dün gibi. Çünkü zaman diye zaten bir şey yok, sadece unutmak istediklerimizi unuturuz. Unutmak istemezsek, istersen aradan yüzyıllar geçsin, unutulmaz; tıpkı peygamber kokusu gibi, baba kokusu gibi. Üzerine anılar siner kalır.

Dün yanına geldim. Mezarının yanında oturdum bir süre, ilk defa tek başıma bu sefer, baş başa kaldık seninle, Huzur dolu.
Çok özlemişim seni. ve bilirsin Biz seninle çok az böyle özel anlar yakaladık sen yanımdayken. Dün de o özel anlardan biriydi benim için, huzur doluydu.
Tıpkı o sinemaya götürdüğün andaki gibi:
yine birlikte…

ruhun şad olsun. gönüllerden dualar koptu.
bugün hayrına lokma döküldü. Lokma’dan ilk defa torunun Serra da yiyecek (Şerbetsiz olandan). Bu yazıları okuyup idrak edince o da senin için dua edecek, eminim.
Allah kabul etsin.
