Arkamda duran bu değişik yapı, şehir kasrı dedikleri şehir merkezinde yer alan ilginç bir yapı. Türkiye’de muhalif bir belediyede olsa ucube denirdi eminim. Burada da muhalifler şehrin mimari dokusunu bozduğunu düşünenler tarafından ucube damgasını yemiş, rahat olun 🙂

Ne işe yarıyor diye sorulduğunda, buranın etkinlikler için bir toplanma merkezi olduğunu öğrendim. Müzik, sanatsal ve sokak atölye çalışmaları burada yapılıyormuş. Bazen pazarlar düzenleniyormuş. Ben de çok sevmedim mimarisini, ancak sanatsal etkinliklerin odak noktası olması açısından güzel. 

Gent’in tarihi dokusu ve mimarisi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Büyük meydan dedikleri bu meydan da zamanında idam törenleri düzenlenir, halka izlettirilirmiş. 

Gent şehrinin mimarisi sizleri Ortaçağ’ı hissettirse de, kentin tarihi taş devrine kadar dayanıyormuş. Belçika’nın ikinci büyük şehri olmasının yanında tarihi dönemde mesela 11. yüzyılda Avrupa’nın en büyük 2. şehri imiş. Birincisi Paris, bu arada.

Gent’in tarihsel süreçte ticaret merkezi olmasından dolayı zengin sakinlerinin olmasına rağmen, gelir adaletsizliği neticesinde birçok düşük gelirli sınıfın isyanlarına da şahitlik etmiştir. 

Kentin en önemli geçim kaynağı ticaret ve öğrenciler. Şuanda Gent üniversitesinin 65.000 öğrencisi var. Bu sayı da Gent’in toplam nüfusunu ciddi oranda etkiliyor. Bu yüzden genç nüfusun bisiklet kullanma oranı bir hayli fazla. 

Gent festivali (Geentse Feesten) şehirde 10 gün boyunca süren şehrin en büyük açık hava etkinliği olarak biliniyor. 2 milyon turist şehre akın ediyor. Bunu haricinde her yıl temmuz ayında Caz festivali düzenleniyor. Festival uluslararası Caz ve pop starları (Lady Gaga gibi) bünyesinde barındıyor. Donderdag Veggiedag dedikleri vejeteryan perşembe etkinliği şehirde her perşembe düzenlenen bir etkinlik: Etsiz vejetaryen ve vegan yiyeceklerin denendiği ve satıldığı, çalışanların (devlet kurumları dahil) vejetaryen öğle yemeği menüleri seçtiği bir etkinlik.

Şehir dünyadaki kişi başına en çok vejetaryen restoranına sahip. Bu unvanla da gurur duyuyor. Ee tabi gurur duyduğu bir diğer konu da çikolatalar.  Örneğin L. Van Hoorebeke, Gent’in en ünlü çikolata satan mağazalarından. 

1982 yılında başlayan bu yolculuk taze aromatik tatlarla çikolataya yeni bir soluk getiriyor. Daha fazla bilgi almak için mağazanın internet sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Gent şehri, çevresel kalkınma ve doğayla bütünleşme adına Avrupa’nın en çevreci şehirlerinden. Daha önceki bölümde de belirttiğim gibi dizel araçla şehir merkezine girmek bir hayli prosedür isteyen bir süreç. 

Ayrıca şehir merkezinde tarımsal ve kırsal yaşamı özendirici bir çok şehir parkı mevcut, benzerlerine İsviçre ve Hollanda’da da denk geldiğim bu şehir parklarında doğal kırsal yaşamdan izleri şehir merkezinde yakalayabilirsiniz.

Gent, mimari açıdan dünyanın en iyi korunmuş bir açık hava müzesi gibi. 7. yüzyıla kadar uzanan geniş bir mimari dokuda, neredeyse her dönemin izlerini taşıyan manastırlara, katedrallere, kalelere, kamu binalarına sahip. Rokoko’dan tutun, Art Nouveau’ya, Roma dönemi Gotik’inden tutun, Rönesans esintilerilerine, Klasik uyanıştan, Barok’a, Eklektik yapılaşmadan, yeni modern mimariye ait birçok eseri bu şehir sokaklarında görebilirsiniz.

Görkemli Aziz Bavo Katedrali ( Orijinal ismiyle Sint Baafskathedraal) UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmış beraberinde Çan Kulesi ve Aziz Nicholas Kilisesi, işte bu üç yapı şehrin can damarını oluşturan gotik eserlerdir. 

Gent, güzel bir şehir. Tarihi dokusu, sanata ve kültüre verdiği değeri, insanlarının güler yüzü, kibarlığı, inceliğiyle mutlu bir şehir. 

GENT notları devam edecek…