
Worcester’dan bahsediyorum: Birmingham’a yaklaşık 40 km, Londra’ya da (Paddington Station’dan GWR kalkıyor.) yaklaşık 2 saatlik mesafede bulunan, huzurlu, sakin, kendi halinde bir şehirden.

Worcester’in tarihe iz bırakan hikayelerinden bahsetmek istiyorum bu yazımda. Mesela, Britanya’nın en uzun nehri Severn buradan geçiyor.

Yaklaşık 400 km uzunluğu ile Galler’den doğan nehir Gloucestershire’da sonlanıyor.

Worcester’ı kuzeyden güneye ortadan ikiye bölen nehir üzerinde birçok spor dalı müsabakaları yapılıyor. Aynı zamanda nehir kenarında spor yapmak, kafa dinlemek ve kuğu ve ördekleri beslemekte harika bir deneyim.

1857 doğumlu Edward Elgar Worcester’in meşhur kompositör ve müzik adamlarımdan. Halen Londra’nın dünyaca ünlü balo salonlarında Elgar’in Romantizm akımında bestelediği klasik müzik eserlerine denk gelirsiniz.

1084 yılında yapımına başlanan ve 1500lü yıllarda tamamlanan Worcester Katedrali şehrin merkezindedir. Birçok kez içine girme fırsatı elde ettim. Mimari açıdan Dikey Gotik olarak anılan bir mimariye sahip bu görkemli katedralde dikey doğrultulu büyük pencereler ve 4 kemerli büyük kapılar dikkat çekmektedir.

1642 yılında başlayan İngiliz Sivil Savaşının en son dönemi 1651 yılında bu topraklarda gerçekleşti.

Dünyanın ilk yapıştırmalı pulu da burada doğmuştur. Penny Black dedikleri yapışkan posta pulunun mucidi Sir Rowland Hill’dir.

Shakespeare’in dünya evine girdiği memleket de Worcester. 1582 yılında (26) Ann Hathaway ile evlenen Shakespeare henüz 18 yaşındaydı. Shakespeare’in bu kadar küçük yaşta evlenmesinin sebebinin Ann’in hamile olmasına bağlayabiliriz.

Worcester’in dünyaca ünlü bir diğer özelliği de Worcester Sos’udur. Özellikle tuzlu yemeklerde kullanılan bu sos 1800 yılların başında Wheeler Lea ve William Henry Perrins tarafından çeşnili baharat sosu olarak icat edilmiştir.

Worcester sokaklarında dolaşın, alışveriş yapın, Tudor ve Viktorya döneminden kalma binalardaki kafelerde kahvenizi için, nehir kenarında yürüyüş yapın. İlk geldiğimde, yüzü gülen mutlu insanlardan dolayı, kendimi kurgusal bir film sahnesinde gibi hissettiğim bu şehri, gerçekten seviyorum.

