ne güzeldi o akşam saatlerinde,
henüz hava tam kararmamışken,
bacalardan tüten dumanların isiyle,
sokaklardan gelen uzak boğuk ortam sesleri…
anneannem namazını kılardı,
sessizce fısıldadığı duaların tonu,
rükûa varırken eklemlerinde çıkan tıkırdamalar,
sobanın üst kapağından tavana yansıyan ateşin ışığı,
tik tak tik tak; salondaki saatin sessizliği.

galiba ben o günleri çok özledim. 


Çalışmak güzel, insanlarla çalışmak zor…

İnsan… Ve hayatta kalma mücadelesinde çalışmak zorundadır. Doğru iş, doğru işçilik, doğru zaman ve doğru yer her zaman önemli bir unsur olmuştur. Bu süreçte hep mücadele etmeyi, zorluklarla mücadele etmeyi, gerektiğinde yenilgiyi kabul etmeyi, hatalarını sevmeyi öğrenir. Sonuçta adaletin üstünlüğüne inanmak bir anlamda adil mi? Adaletin sıfat anlamını karakterize eden “adil olmak” aslında “herkes eşit…

çalamayacaksınız.

savruldu ülkem, cehaletin, cahilliğin gölgesinde. biz bu toprakları cennet diye tabir etmişiz, şimdi ise şu dağların içini bile oydunuz, ne acı ki yüzler hiç gülmüyor, çiçekler eskisi gibi açmıyor, gözü perdeli kişilerin yaşamama sevinciyle, bizlere de o yaşatmama gücüne sahip olan tümlerin yüzüne tüküreyim. bizim gençliğimizi çaldınız, ama çocuklarımızın asla çalamayacaksınız.

Anlık

Benim için anlık demek: Tamamıyla anlık düşüncelerim üzerinden hatıralarda kalan anıları hatırlamak. son dönemde çok yaşıyorum.