Bazı destanlar vardır, bedeli canla başla emekle ve kanla ödenir. Türkiye ulusunun emperyalist güçlere karşı verdiği en önemli zaferlerden biridir Çanakkale zaferi.

Bu yazımda propagandanın ve algı yönetiminin o dönem koşullarında ne kadar etkiliği olduğunu gösteren kısa bilgiler paylaşmak istedim. 250000 üzerinde şehit veren bu acı savaş, başlangıçta algı yönetimiyle körüklenmiştir.

Savaşa katılan itilaf devletleri ve asker sayıları şöyledir: Anzaklar 30000, Britanya 28000, Fransa 17000… Yaklaşık 70000 kişilik bu asker grubu dünyanın dört bir tarafından köyünden kasabasından koparılmış, adını hiç bilmediği, hatta yerini haritalarda bile bulamadığı bu topraklarda savaştırılmıştır.

Peki bu kadar farklı coğrafyalardan bir araya getirilen askerler nasıl ikna edildi? Bu insanlar doğmadıkları, büyümedikleri hiçbir paydaş noktanın olmadığı noktalarda nasıl tek kuvvet altında birleştirildi?

Bu soruların cevapları saymakla bitmez. Bunlardan en önemlileri propaganda iletişimi yönetimiyle yapılan, kişilerin manevi ve milli duygularına yönelik yapılan kimi zaman yanıltıcı hatta uydurma olan nedenleri içeren ilanlardı.

İlanlar itilaf devletlerinde hükümetlerin köylere, kırsallara ve alt grup eğitimsiz şehirli sınıflara ulaştırıldı. Ebeveynlerine kutsal bir görev için evlatlarınızı, eşlerine sevgililerinizi,kocalarınızı orduya gönderin, şeklinde yapılan çağrılar başarılı oldu.

Askerliği onurlandıran bu söylemler ve ilanlar hiç bilmedikleri bu topraklarda kutsal! görev için birçok ingiliizi, irlandalı, anzakı, fransızı bu topraklarımızda savaşmaya zorlamıştır. Hatta cephedeyken birçok askerin ailelerine yazdıkları mektuplarda bu toprakların Almanya olduğunu belirtmesi de çok acı vericidir. Ne için, kim için ve nerede savaştıklarını bilmeyen bu gururlu insanlar emperyalist güçlerin maşası olmuştur. Ve nihayetinde binlerce askerimizi , yurttaşımızı şehit etmişler, kendileri de bu yolda canlarını vermişlerdir.


Yürüyorum

Hiçbir şey hissetmeden, hiçbir şey düşünmeden yürümeyeli çok uzun zaman olmuş. rüzgarın sesiyle nefesinin birleştiği noktada, sebebi sebepsizce yürümek olduğun noktada, tek derdinin yürümek olduğu noktada, insan olduğunu hatırlamak varken, ne güzel gelir iki adım atmak yalnızlığa, ne güzel gelir içini ısıtan o soğuk kış rüzgarı tende, ne güzel gelir gitmelerin gelmelerin bu evrenin ekseninde.

Yeni Foça Keşifhanesi

İster yeni olsun ister eski olsun Foça’ya geldiğinizde Yoğurtlu Kupa, Kefal, Mezgit Kalamar yemeden dönmeyin. Aynı zamanda Turpotu ve Hardal otuda meşhurdur. Zeytinyağlı mezelerde de oldukça iddialıdır.Yazın gelirseniz birçok noktada denize girebilirsiniz. Suyu soğuktur ama temizdir. Kışın gelirseniz, Yeni Foça’nın ekstra bir dinginliği sizi karşılar. Dalga sesleri eşliğinde sahilinde yürüyüş yapabilir, esnaf restoranlarında yemek yiyebilir,…

Kemeraltı : Anlat Anlat Bitmez…

Kemeraltı İzmir’in en güzide merkezlerinden biri. 1592 yılından beri, onca depreme rağmen, dimdik ayakta duran Hisar Cami’nin gölgesinde soluklanmak iyi hissettiriyor. Zamanında caminin çeperlerine kadar vuran deniz, şimdi çok uzaklarda. 1800 yıllık Roma hamamlarından tutun, tüm dinlerin ibadethanelerinin bulunduğu bu hoşgörü merkezi sadece bir alışveriş merkezi değil anlayacağınız… Biz bugün bir değişiklik yaptık, Kızlarağası yerine…