Cezayir İnsan Hakları Derneği raporuna göre ortalama 40 milyon olan Cezayir nüfusu minimum 35%’i yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

Bu ülkede benim için en doğru yoksulluk tanımı, balkonlarında yırtık kıyafetlerin kurutulduğu, camı penceresi olmayan dam gibi harap binaların içlerinde yaşayan ailelerin, ayaklarında ayakkabı olmayan çocukların sokaklarda top oynadığı anlardı.

Belki bu ülke sömürülmemiş, politik oyunların esiri olsaydı, yoksulluğun tanımı değişir o toplum bir refah toplumuna dönüşürdü.
Yıllarca sömürmüş Fransa burayı…
8 Mayıs 1945,

Cezayir’deki günlerce süren soykırımdaki acının en şiddetli günüdür. Bu tarih aynı zamanda Fransızların Nazi Almanya’sının işgalinden kurtuluşunun günüdür, yani bir zafer! günüdür.
Neden mi?
Ancak aynı zamanda Fransızlar, kendilerini Cezayirli askerlerin desteğiyle Alman işgalinden kurtarmaları halinde Cezayirlilerin bağımsızlıklarını ilan edecekleri taahhüdünü vererek yüzlerce Cezayirli askerin Fransa’nın kurtuluşu için şehit olmasına sebep olmuştur.
Nazi işgalinden kurtulan Fransızların bu zaferi sonrası, Cezayirli halk bayram coşkusuyla bağımsızlık taleplerini sokaklara dökülerek verilmiş bu sözün yerine getirileceği düşüncesiyle hareket etmiş, ancak Fransa tarafından acımasızca katledilmiştir. Binlerce insan, yürüyüşlerde üzerlerine ateş açılarak öldürülmüş, bağımsızlık yanlıları evlerinden toplanarak, köyler kasabalar yakılarak, genç, çocuk demeden vahşice katledilmiştir. Birçok Cezayirli kadına tecavüz edilmiş, akla sığmayacak işkence yöntemleriyle Cezayirli erkekler öldürülmüştür. Katliamın faturası 45.000’ini bulmuştur. İşin en acı yanlarından bir tanesi de bu katliamlar sürerken Cezayir ordusu yaşananlardan habersiz Fransızların Nazi Almanya’sı işgalinden kurtuluşunu kutlamasıydı…
Çok çekmiş Cezayir halkı …
Ve tarih bilinciyle, bu insanların neler yaşadıklarını eğer Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı işgal altında bizlerin de neler yaşayabileceğini düşündükçe, Cezayirliler için içim bir kat daha acımakta, Türkiye için ise her defasında Atatürk’e olan minnettarlığım bin kat daha artmaktadır.
Düşünün ki bir ulus kendi dilini bile özgürce konuşamıyor. Cezayir’de resmi dil hala Fransızca ve Arapça’dır.
- Cezayir’e Son Bağımsızlık oyunu
- Pantheon: Tanrılara Adanan Tapınak
- Diğer Annaba
- M.Ö. 200.000 yıllık kadim şehir Annaba
- Annaba Kıyıları
…
Pantheon: Tanrılara Adanan Tapınak
Roma’nın en merkezi noktasında şimdilerde turistlerin gözde mekanlarından biri haline gelen Pantheon Tapınağı burası: Kutsal Roma’nın Tanrılara Adanan Tapınağı… Kelime kökeni olarak Antik Yunanca Theos yani “Tanrılar” anlamına gelen bu yapı, MÖ. 25’li yıllarda Pagan Tapınağı olarak inşa edildi. Ancak bazı kaynaklar bu yapının daha da eski tarihlere dayandığını söylüyor. Tapınak, MÖ. 80’de geçirdiği bir…
Diğer Annaba
On yıllarca emperyalist güçlerin hakimiyeti altında ezilen, sömürülen Cezayir’in güzel Akdenizli şehrinde insanı kimi zaman üzen, kimi zaman da şaşırtan şeyler de var. Şehir kırsallarında yükselen yüksek katlı rezidans inşaatlarının yanında suyu, elektriği olmayan köhne mahallelerde yaşam mücadelesi veren yüzlerce insan da var. Alım gücünün oldukça düşük olduğu bölgelerde çoğu insan Cezayir devletinin yardımlaşma fonundan…
M.Ö. 200.000 yıllık kadim şehir Annaba
Taş devrine uzanan geçmişiyle insanlık tarihine ışık tutan topraklardayız. Alet yapımı ustalığında M.Ö. 200.000 yılından eserlere sahip Annaba, modern şehir halini M.Ö. 3. yy ‘da aldı. Doğal limanı, Akdeniz’le Afrika’yı buluşturan coğrafik konumu nedeniyle tarihte bin yıllar boyunca Fenikelilerin, Abbasilerin, Ağlabilerin, Fatımilerin, Berberilerin, Romalıların, Bizans’ın, Osmanlının ve yakın dönemde emperyalist sömürücü güçlerin gözbebeği şehir, Annaba……
