On yıllarca emperyalist güçlerin hakimiyeti altında ezilen, sömürülen Cezayir’in güzel Akdenizli şehrinde insanı kimi zaman üzen, kimi zaman da şaşırtan şeyler de var.

Şehir kırsallarında yükselen yüksek katlı rezidans inşaatlarının yanında suyu, elektriği olmayan köhne mahallelerde yaşam mücadelesi veren yüzlerce insan da var.

Alım gücünün oldukça düşük olduğu bölgelerde çoğu insan Cezayir devletinin yardımlaşma fonundan geçimini sağlıyor. Bu direkt yardımlarla ya da dolaylı olarak piyasadaki gıda fiyatlarının devlet tarafından dengede tutulmasıyla sağlanıyor.

Örneğin, almış olduğunuz bir kilo pirincin kilosu 5 dinar ise, siz bunu uzun bir süre, enflasyona rağmen, 5 dinardan alıyorsunuz. Çünkü bu Cezayir devleti enflasyon farkından doğan farkı, sosyal devlet anlayışı olduğundan, kendisi ödüyor.

En son araştırmamda asgari aylık net ücret 180 USD civarıydı. Ortalama çalışma haftada 40 saat. Yoğun çalışma saatlerine rağmen, gelirlerin düşük olması yoksulluğu tetikliyor.

Sağlık hizmeti için herhangi bir ödeme yapmıyorsunuz, sadece Annaba değil tüm Cezayir’de sağlık hizmetleri ücretsiz. Ancak sağlık hizmetleri altyapısı maalesef standartların altında. Bu yüzden maddi durumu iyi olanlar yurtdışında tedavi olmayı tercih ediyorlar.

Şehrin bazı bölgelerinde ciddi hijyen problemi var diyebiliriz. Açık yerlerden yemek yememeyi tercih edin, musluk suyu asla içmeyin. Özellikle Cezayir’e ziyaret edecekler için 1 yaşından büyük tüm insanlar için sarı humma aşısı yaptırmakta fayda var diyorlar (ben bilmiyordum).

Ayrıca tifo, hepatit a ve hepatit b aşısı da yaptırabilirsiniz. Meyveler iyi yıkanmalı ve kabukları soyulmalı (çoğu bölgede zirai ilaç denetimi yapılmıyor ya da yetersiz.). Kuskus, tajin, kuzu çevirme gibi yemeklerde kullanılan etin çok pişmiş olmasına dikkat etmelisiniz.

Şehrin bazı bölgelerinde ciddi çöp sıkıntısı da var. Belediyenin hizmeti yetersiz, çöpleri düzenli toplamıyor, bazı mahallelerde insanların çöp dağlarının arasında yaşadığına şahit oldum. Çöpler üzerinden insanlar atlıyor, sokak hayvanları çöpleri dağıtıyor, arabalar bu çöplerin üzerinden geçiyorlar.

Tüm zorluklara rağmen bu coğrafyada en ılımlı halk Annaba halkı diyebilirim. Yüzlerinde tebessüm hiçbir zaman eksik olmuyor.